Acilin Sorunları Platin Baskı

Acilin Sorunları Platin Baskı

- Bölüm: Dahili Aciller
796
0

Acilin Sorunları

‘Tüm bilgilerimizin

üzerinde durduğu temel

açıklanamayandır’

Arthur Schopenhauer

ACİLİN TARİHSEL SORUNLARINDA ACİL HEKİMLERİNE BİRKAÇ ÖNERİ

Acil servis hekimleri olarak zor bir bölümde çalışmaktayız. Görev esnasında çoğu kez vicdanımızın sesini dinliyor olsak da bu durum bizi bazen hukuki yönden sıkıntıya sokabilmektedir. Bu nedenle vicdanımızın sesine ek olarak yaptığımız işin hukuki sorumluluğunu da düşünmeli, en uygun kararı verecek şekilde hareket etmeliyiz. Acil serviste karşılaştığımız her vakanın aynı zamanda da bir adli vaka olabileceğini düşünmeli, böyle bir karar verilecekse de bu kararı önyargıdan uzak olarak, iyi bir anamnez, doğru bir fizik muayene ve gerekiyorsa ek tetkikler eşliğinde vermeli, gereksiz yere kimseyi adli sürecin içine dahil etmemeye özen gösterilmeliyiz. Gerçekten de adli bir olgu olduğunu düşündüğümüz vakalarda ise gereken adli süreci zaman kaybetmeden başlatarak adli bildirimde bulunmalıyız.
Özellikle 18 yaşının altındaki hastalar acil servise başvurduğunda şunu asla unutmamamız gerekir. Bu yaş grubu vakalar reşit olmadığı için kendileriyle ilgili her konuda velisinin bilgisi ve onayı gerekmektedir. Hukuken suçlu duruma düşmemek adına acil hekimi olarak buna çok dikkat etmeli, 18 yaş altındaki tüm hasta gruplarında velisine haber vermeli, hastaya uygulanacak her türlü işlem için kesinlikle velisinin yazılı onayı alınmalıdır.
Acil servis hekimleri tarihleri boyunca hep hastayı ilk karşılayan hekimler olmuşlardır fakat bu durum hastanın tüm sorumluluğunu sadece acil hekiminin alması gerektiği anlamına gelmemelidir. Gerektiğinde arada kaldığı tüm vakalarda ilgili branştan çekinmeden konsültasyon istemelidir. Arada kaldığı bir vakanın taburcu edildikten kısa bir süre sonra ex. olması durumunda hukuken ilk suçlanacak hekimin kendisi olduğunu asla unutmamalı, konsültasyon endikasyonu olan her vakada çekinmeden konsültasyonunu istemeli, bir başka branş hekiminin sorumluluğunu da sadece kendisi yüklenmemelidir.
Acil servislerde hasta/hasta yakını ile acil servis personeli arasında yaşanan tartışmaların çoğu aslında karşılıklı olarak doğru bir iletişiminin kurulamamasından kaynaklanmaktadır. Gerek hasta ve hasta yakınları gerekse de acil personeli karşısındakine kendisini anlatacak en uygun iletişim yöntemini seçerek doğru bir şekilde iletişim kurmuş olsa belki de oluşabilecek problemlerin çoğu daha başlamadan önlenecektir. Ek olarak tüm hastaların hastalıklarını bilmeye hakları vardır. Acil hekimi doğru iletişim tekniklerini kullanarak hastalığı hakkında gerekli bilgiyi hastasına vermek zorundadır. Hastalığını başkasının bilmesini istemeyen hastaların da bu kararlarına saygılı olunmalı, hasta istemedikçe bir başka şahıs ile bu bilgiler paylaşılmamalıdır.
Bazen acil servise gelen hastaların muayenesi esnasında şahsın intihar eğiliminde olduğunu sezinlemiş olabiliriz. Bu vakalara acil serviste psikiyatri konsültasyonu istenmesi bile çoğu kez bu hastaların intihara yönelmesinin önüne geçerek şahsın yaşama tutunmasına olanak sağlayacaktır. Bazen vakanın bir başkasına zarar vereceğini hissetmiş yada hastanın ağzından kendi kulaklarımızla bizzat duymuş olabiliriz. Bu durumu saklamamak ilgili makamlara bir şekilde böyle bir tehditin söz konusu olduğunu bildirmek karşı tarafın zarar görmemesi adına önemli ve gereklidir.
@aciltıp.com Aytaç Bukıran’a sonsözü için teşekkür ediyor

Acilin Tarihsel Sorunları

  Noble-Sartori: Kardeşlerden birinin göğsü ağrıyor, ağrısı giderek artıyor, başlarda dana oturuyordu göğüs kafesine, şimdi fil oldu oturan, ağrı kötü ve daha kötüye gidiyor, beyaz önlüklüyü gördüler koridorda, bana yardım edin doktor diyor, doktor ise, ben şu anda görevde değilim, eve gidiyorum, çalışma saatlerimin devletin desteklemediği biriminde karşıma çıktınız, lütfen sıraya geçin ve giriş yaptırın diyor, hasta öylecene kalıyor, başka hastaneye gitmeye karar veriyor, yolda ölüyor, acil tedavi anında verilmeli.
 Gordin v. William Beaumont Hastanesi: Laparotomi gerektiren trafik kazalarından biri daha, batının içi kanla dolu, kaynak saptanmalı, nöbetçi genel cerraha ulaşılamıyor, saniyeler dakika oldu, süre parmaklarının arasından akıp gidiyor, hemorajik şok kapıyı çalıyor, baktın böyle olmayacak başka bir genel cerrahı arıyorsun, açtı telefonu, durumu anlattın, hemen hastaneye geldi, hastayı ameliyata aldı, hasta öldü, kusur/ihmal saptanmadı, Good Samaritan güvencesinden yararlandı, iyi niyeti klinisyeni kurtardı, nöbetçi cerraha hala ulaşılamıyor.  
  Maples-Siddiqui: Çocuk zayıflıktan ölecek, hiç beslemiyorlar, ailesi mi, ailesi ise obez, belli ki çocuğu bilinçli aç bırakıyorlar, hemen polise bildirdin, adli süreç başladı, mahkeme koridorları, uzun süren bekleyişler, kaygı mutluluk döngüsü derken doktorun kabahatli olduğu anlaşılıyor. Nasıl mı, çocukta malabsorbsiyon var, karaciğer sirozu aynı zamanda, yese de faydalanamıyor ki, şimdi aile karşında, mahkeme senin aleyhine çalışıyor ama klinisyen suçlu bulunmadı, dediğimiz gibi, bildirmemek daha kötü.
 Lilly-Brink: Birinci yıl asistanı, hastayı taburcu etti, hasta 17 saat sonra öldü, otopsi yapıldı, aort diseksiyonu, kayıtlar inceleniyor, taburculuk sırasında kimseye danışılmamış, asistan kendi iradesi ile taburculuk kararını almış, bu şartlar altında günün uzmanı değil, hastanın birincil doktoru kusurdan sorumlu.

Acilde Adli Sorunlar

 Kırk yaşında, son günlerde kendini kötü hissediyor, uyku bozukluğu içinde debeleniyor, kilo almaya devam ediyor. Halı saha maçlarına ara verdi, hemen hemen hiç dışarı çıkmıyor, kendini değersiz hissetmekle kalmıyor, konsantrasyon bozukluğu yaşıyor. İşte bu hastanın intihar çemberi giderek daralmakta, psikiyatri konsültasyonu istemezsen adli süreçler seni beklemekte.
 Bakıcısı ile acilde, dört yaşında tokalı kız, düştüğü söylenildi, dirseği acıyor, X-ray kırğı vurguluyor, kolları sıvayıp işe başlıyorsun, bir dakika yanlışın var diyor ak sakallı dede, ailesini aramadın, velisi ile görüşmedin, olası komplikasyonları yeni aldığın çaydanlıkta demlemedin.
  Tekrar karşında, psikoz hastası, bu ilk başvurusu değil, onu öldüreceğini söylüyor, benzin istasyonunda çalışıyor, kırmızı arabalı kırmızı giyinen kadına kin güdüyor, bir kez daha gelirse kesin öldürecem diyor, kırmızı kadını istasyonda herkes tanıyor, işte senin görevin polis aracılığı ile ablamıza bu tehdidi ulaştırmak, boş verme de söyle.
 Anne adayı, gebelikli, sifilizli, klamidyalı ama hiç AIDS testi yaptırmamış. İçinde dayanılmaz istek var, testi ilk sen göndermek istiyorsun, durumu anlattın, ana istemiyor testi, sen de isteme lütfen, buna hakkın olmadığını söylemediler mi.
  Kronik hastalıkları var, pek öyle masum da değil, diyabet, pulmoner hipertansiyon, sarkoidoz, kronik böbrek yetmezliği gibi. Potasyumu 7, hasta hemen elini cüzdanına atıyor ve beni kurtarma/entübe etme kartını uzatıyor. Bir anda dondun kaldın, ne yapmalıyım, ne yapmalıyım diye düşünmeye başladın. Sonra hatırladın, bu hasta ölürsem beni kurtarma diyor (defibrilasyon, antiaritmik, KPR istemem). Palyatif bakımla resüsitasyonu karıştırma, potasyumu hücre içine ittir, gerisine karışma.
 Kanser tanısına acilde ulaştın, tebrik ederim, görüntüleme ve resmin bütünü yalan söylemiyor. Hastaya doğru adımlamaktasın, bir anda yakınları seni köşeye sıkıştırıyor ve ilk bize söyle baklayı yoksa seni döveriz diyorlar. Korktun, gerçekten dövecek gibi bakıyorlar, hastanın bacanağı döner bıçağını paçasından çıkarmaya başladı bile, sen tüm bunlara rağmen kararlısın, hastanın hastalığını ilk bilme hakkı var.
  Ne zamandır epileptik nöbet geçirmiyordu, ama beklenmeyen oldu, sürücü kendisi, sağa sola dönüyor, ileri geri gidiyor, son altı ay içinde iki nöbeti var, ve sen, evet sen bunu biliyorsun, fark etmeden sorumluluk aldın, trafiğin tehlikelerine kontrolsüz epilepsiyi saldın, motorlu araçlar birliğine bildirmeliydin yiğidim.
 Üst madde kaza yapıyor ve üç haftalık yoğun bakım yatışı başlıyor, beyin ölümü gerçekleşti. O zamanlar yoğun bakımda intörnsün, hasta yakınları sana güveniyor, gerçekten yerinde bilgilerle aydınlattın yakınları, peki organları bağışlama kararı kimin elinde, sen olabilir misin, samimiyetine güvenilebilir mi, bu kararı alabilir misin, hayır dostum, son karar tabikii ailesinde.
  Çömez asistansın ve arteriyel kan gazı almayı çok seviyorsun, radial artere bayılıyorsun, evde gizli gizli radial arter resimleri çiziyorsun, yine öyle bir gece, hastalar süratle acile gelmekte, sekizinci kan gazını alırken aklına gurbetteki kız arkadaşın geliyor, gözlerin yaşarıyor, görme alanın daralıyor, hastaya taze batırdığın iğneyi dokuna perçinliyorsun, terslik işte, hasta da bildiğin uyuşturucu bağımlısı, antekübital apsesi bile var. Kara kara düşünüyorsun, hastanın yanına gidiyorsun, affedersiniz AIDS olma riskiniz var, kanınızı alıp göndermek istiyorum diyorsun, hasta hayır diyor, kanım seni ilgilendirmez. Gerçekten seni ilgilendirmez, istemezse 1 cc kanını bile alamazsın.
 Daha on yedi yaşında, idrar yaparken yanması var ancak tam idrar tahlili patolojiden fakir, cinsel olarak aktif ve korunmadığını söyledi, ayırıcı tanı için pelvik muayene gerekli, ailesi kapının hemen yanında, gölgeleri içeriye uğruyor, bilgi vermeli misin, şüphelerini açıklamalı mısın, sana anlattıklarını ailesinin bilmesini istemiyor ve sen de söylemeyeceksin.
 Sabah uyandırılamadı, acile getirildi, kafa içi kanaması var, ventriküller bembeyaz, öncesinde zaten bildirmişti, organlarını bağışladı, eşi çok üzgün, sürekli ağlıyor, zamansız ölüme veryansın ediyor, ben kabul etmiyorum, hem fikrini değiştirmişti, organları bağışık değil eşimin diyor, inanır mısın, kabul eder misin, etmemelisin, imzalar çoktan atıldı.
 Metastatik akciğer kanseri, kemoterapi seansları tamamlandı, daha fazla şarap içebilirim artık diyor, şimdi hipoksik, bilinci gidip geliyor, solunum sayısı giderek hızlanıyor, entübe ettin, otuz dakika sonra yakını geliyor ve babasının beni kurtarmayın formunu imzaladığını hatırlatıyor ama eklemeden duramıyor, tedaviye yanıt verdi, kitlesi küçüldü, bu şartlar altında tüpü çıkarmamalısın, aile yönlendirmelerini açık ol, çünkü hastanın kalbi yaşamak için çabalıyor.
  Hasta alkollü bu kesin, kaza yapmış bu da kesin, kesin olmayan ise karşında duran adamların kimlikleri, karanlık tipler, pardesüleri var, elleri çeplerinde, fötür şapka giyiyorlar, dudakları görülmeyecek şekilde yakalarını kaldırmışlar, kendilerini polis olarak tanıtıyorlar, hastanın alkolü kaç diye fısıldıyorlar, etrafına bakındın, sadece ben mi görüyorum bunları diye kendine tokat atmaya başladın, işe yaramadı, adamlara hastanın alkolünün 0.9 promil olduğunu söyleme, kim onlar bilmiyorsun, arama izni ile gelsinler.
 Son dönem kanser hastası, entübe, resüsitasyon kabini dörtte, beni kurtarmayın imzalı kolyesini yeni gördün, Özgür hoca hastanın yakınlarını arıyor, konuşmak istiyor, ilk önce arkadaşını gördü, konuşmaya başlıyorlar, hiçbir zaman böyle yaşamak istemediğini, ölümün hızlı ve koşulsuz gelmesi gerektiğini söylemiş zamanında, şimdi oğlu ile konuşuyor, arkadaşının dediklerini onaylıyor, seçimi kendi yaptı ve imzalı formlardan bahsediyor, ben sevgi istediğinde hissettiğin nefretim, yaşam desteği sonlandırılıyor.
 

Acilde İletişim Sorunları

  • Kırmızı yanlışı, mavi doğru iletişimi vurgulamakta

 Gebe veya gebe idi, kan B-HCG düzeyi giderek azalmakta, vajinal kanaması sızıntı şeklinde devam etmekte. Aile dışarıda bekliyor, sonuç belli ama eylemler karar halesi içinde eriyor. Hastayı kenarı çekiyorsun, kontrollerini aksatmadın değil mi diyorsun. Hastanın ağlama şiddeti giderek artıyor, acil servisi gözyaşları basıyor, sedyeler kendiliğinden hareket etmeye başlıyor. Doğru iletişim, zor bir durum, sizi bir süre yalnız bırakıyorum olmalıydı.
 Bu hasta ise HIV (+), yeni doğum yaptı, emzirmek istiyor. Sen hastaya yaklaşıyorsun ve bu hastanede süt içmek/içirmek yasak, bilmiyor musun diyorsun. Hem sen AIDS’sin, çocuğa bulaştırmak istiyorsun herhalde diyorsun. Annenin gözleri giderek büyüyor, seni yutuyor, göz deniz olmuş gözler içindesin, beyazlığın içinde süzülmeye başlıyorsun. Sizi bilgilendirmeme izin verin deseydin böyle kaybolmazdın.
 İleus kliniği, batın şiş, sürekli ama sürekli kusuyor. Doktora başvurmak kaçınılmaz oldu. O gün de sen nöbetçisin. Serum potasyum normal aralıkta olunca tomografi çekiyorsun, kitle ile karşılaştın. Metastatik lezyonlar her yerde. Onun yanına gidiyorsun, sende kanser var, biliyor muydun bunu diyorsun, zaman duruyor, akreple yelkovan içinde kalıyorsun çünkü hastanın hastalığı bilme hakkını hatırlıyorsun. Hastanın özgeçmişine bakmadın, majör depresyon öyküsünü görmedin. Şimdi işler değişti. Eksen kayması anksiyeteyi tutamayabilir, taşan sinir kendine zarar vermeye dönüşebilir. İşte bu durumda ilk bilgi yakınlarına verilmeliydi.
 Konversiyon, hem de nasıl. Konversiyon konversiyon olalı böyle renkli, gürültülü tablo görmedi. İntravenöz salin yapıyorsun, yakınmalar bulutların uzattığı kancalara takılıp gidiyor, sessizlik asıl ses oluyor. Hasta yakını merak ediyor, hastasına ne yapıldığını bilmek istiyor. Sen, plasebo tıbbın en eski tedavisidir diyorsun, yakını anlamış gibi yapıp kantine tost yemeye gidiyor. Aslında damara su zerk ettiğini söylemeliydin, hasta ve hasta yakını bilmeliydi, belki anlarlardı, sorunun kendi iç dünyalarından kaynaklandığını.
 Altıncı nöbeti, epileptik yaşıyor bu hafta. Arabada, evde, işte, sedirde, her yerde nöbet geçiriyor. Ne enfeksiyonu var, ne de kafa içi basınç artışı. İlk akla geleni unuttun, ilaç düzeyini atladın. Kullanmıyor, önemsemiyor, istemiyor. Sürekli nöbet geçiriyorsun ve sorumlusu sensin diye sesleniyorsun hastaya, hasta ne yapacağını şaşırıyor, spot ışıklarını arıyor, başka yöne çevirmek istiyor. Her gün ilaç kullanmak zor olmalı demeliydin, neden öyle demedin.

 …demek ki, her şeyden önce suçlunun duygularını ifade etmesine izin verilmelidir. Çünkü bu aşamada ona yapılacak hiçbir uyarı veya hatırlatma yarar getirmeyecektir. Ne zaman ki duygusal tepkileri azalmaya başlar, işte o zaman suçunu kabul etmeye hazır hale gelmiş demektir. Artık o, kendisine yapılacak uyarı ve suçlamalar bakımından kazanılmış haldedir.

Marks K

 Anksiyöz, göğsü ağrıyor, terliyor, üniversite hastanesine başvuruyor, karşısına intörn çıkıyor, gayet güzel öyküsü alınıyor, EKG’si çekiliyor, hasta bir dakika, siz doktor değilsiniz, bana bakmayınız, hata yapabilirsiniz diyor, sen, burası üniversite hastanesi, burada ilk bakıyı intörn yapar dedin bile, hasta sinirleniyor, ayağa kalkıyor, sana doğru koşmaya başlıyor, sen de ona doğru koşuyorsun, birbirinize öyle güzel koşuyorsunuz ki tribünler oluşuyor, taraftarlar toplanıyor veya ben intörn D, sizinle ilgileneceğim, sonrasında sizi kıdemlim ile tekrar değerlendireceğiz diyebilirdin. Hastanın doktor seçme hakkı var, stajer doktorun uzman gözetimi altında çalışma hakkı olduğu gibi.
 Otuz beş yaş senkop, bu sefer fena bayıldı, kendinden geçmekle kalmadı, ayakkabı rafını kırdı, çocuk arabasını parçaladı, diş fırçasını böldü, kristal gemiyi denize fırlattı. Sen, allah allah neden böyle oldu, elektrokardiyografi, beyin tomografisi, parmak ucu şeker normal derken o anda öğreniyorsun. Dinsel nedenlerle et yemiyor, hayvansal gıdalardan kaçıyor. Sen, inançlarınız sağlığınızı bozuyorsa dininiz sorgulanmalı diyorsun, o da hep aynı laflar, hep aynı ama diyor, şöyle demeliydin. Et yemeden de demir depolarınızı doldurabilirsiniz, hastaya rağmen değil, hastayla birlikte.
 Dokuz yaşında çocuk, ağlıyor, annesinin elinde mendil, o da ağlıyor, çocuğun vücudunda çeşitli yaş grubunda morluklar var, bazıları iyileşmiş, bazıları tazeliğini koruyor, ortamda kimse birbiri ile göz teması kurmuyor, sadece kuşlar, evet kuşlar, elektrik tellerine konmuşlar, yukarıdan sizi izliyorlar, kamera kuşun gözüne yaklaşıyor, odanın yansıması kanatlının merceğinde birikiyor. Hemen polisi çağırdın, şüphelerin üstüne benzin döktün, ortalık alev alev, herkes gerildi. Anne ve çocuktan ayrı ayrı öykü alabilirdin, yapmadın, diğerlerinin etkisini katladın.
 Elli yaşında alkolik, öyle zarar verdi ki kendine kimse veremezdi böylesine, elleri cebinde gezseydi daha iyiydi, keşke android olsaydı, eylemleri evde programlanır güzellik içinde yaşardı. Yangın varsa hırsızlık vardır. Eşi ona fiziksel ve psikolojik şiddet uyguluyor. Sen, neden sana böyle davranıyor, sürekli alkol aldığın için olabilir mi, seni değersiz görüyor herhalde, bu kadar içersen sonuçlarına katlanmalısın diyorsun. Vay canına, bütün bunları unutalım ve baştan yazalım, şöyle ki. Evde kendini güvende hissediyor musun dedin, güvenin doğru iletişimin mayası olduğunu bildin.
 Onun kronik bel ağrısı var, doktorunu sana şikayet ediyor, şikayetleri titanik gibi, bir türlü batıp gitmiyor, sen dinliyorsun, görenler anlattı, onayladığını gösteren ifadeler takınıyormuşun, gözlerin sağ sola dönüyor, boynun iki büklüm olup dudakların kıvrılıyormuş, ben de sevmem o doktoru diyorsun, hasta şimdi kendinden geçti, küfüre varan laflar etmeye başladı meslektaşına, yakınmalarınızı doktorunuza bildireceğim demeliydin, o kadar, nötr köprü olmalıydın, yaptığın gibi değil, sorunun parçası olmak en kötüsü.
 

Acilde Etik Sorunlar

   Yıllardır hastan, yerli yersiz acilde, bazen tedavi, bazen de sanki sohbet amaçlı. Bakışlardaki ışığı görüyorsun ama aldırmıyorsun ve beklenen oluyor, yemek teklifi geliyor. Sen ise iki adım geriye atıp şöyle diyorsun, ben doktorum, siz de hasta, bu şartlar altında acilin kapısından birlikte dışarı adım atmamız mümkün olmamakta.
 Kan kusuyor, tansiyonu düşüyor, terliyor, mide yıkamasından parça parça pıhtı geliyor, demem o ki yatakbaşı endoskopi gerekiyor. Gastroenterolog aranıyor, arabaya atladım, gaza bastım, sen benim yerime endoskobi formunu imzalatıver diyor, sen öyle şey yapmazsın, başkasının yapacağı girişimin komplikasyonlarını sırtlamazsın.
 Daha yedi yaşında ama korkuları almış başını gidiyor. Retinoblastomalı kız kardeşinin prognozu kötü. Halen büyüsel düşünce içinde, ölümün geçici ve istenirse değiştirilebileceğini düşünüyor, kardeşinin hastalığından kendisini sorumlu tutuyor, yanına yaklaşıyorsun ve en katı haliyle gerçeklerden bahsediyorsun, ne yalan dolan, ne de saçma ödüller ile kandırıyorsun.
 Aslında gayet güzel, alımlı, ince ve sağlıklı gözüküyor. Kendince halen çirkin, kilolu, biraz daha vermeli, tuvalette gizli gizli kusuyor, aynalara küsüyor, sana zayıflama ilaçlarını soruyor, phentermine diye başlıyor, aile hekimine çoktan randevu almış ama senden de duymak istiyor, sen, sizin doktorunuz değilim ve bu konuda bilgi vermemeyi tercih ediyorum diyebilirsin. Çevrede hiç doktor yok veya konu hakkında en bilgili kişi sen isen bilgi verebilirsin.
 Her akşam aynı yerlerini kesiyor, kan da alışmış, hep aynı hızda akıyor, gece gece karşında, çipil gözleriyle sana bakıyor, kanama kontrolü yaptın ama dikiş gerekiyor, hasta istemem, ölürüm de istemem diyor, sen de dikmiyorsun zaten, kanaması durdu, kötü yara iyileşmesinden kendisi sorumlu.
  Yirmi dört yaşında, psoriazis (sedef) hastalığı var, yüzü, boynu döküntülerle dolu, evden dışarı çıkmak istemiyor, insanların gözünün içine bakamıyor, bazıları hastalığını bulaşıcı zannediyor, halbuki değil, köyde yalnız yaşamak istediğini söylüyor, şimdi senin sıran, onu kenara çekiyor ve sorunla yüzleş, evden dışarı çık, diğerlerine hastalığının bulaşıcı olmadığını anlat diyorsun, aferin sana.
 

Z tekneye biner binmez hiçbir uyarıda bulunmadan kılıcının kınıyla teknenin zemininde delik açtı, onları getiren kayığa atladı ve uzaklaştı. T yüzme bilmiyordu ve şimdi ağır ağır batan teknenin ortasında mahsur kalmıştı. Bu noktada, Z adama ip attı ve onu kıyıya kadar çekerek hayatını kurtardı.

Ferdinand De Saussure

 Kalp yetmezliği var, kış geldi, ciğerleri su ile doldu, hastaneye yatırıldı, doktoru sekiz saatte 80 mg diüretik dedi, hemşiresin, hastanın tansiyonunu ölçüyorsun, 90/60 mmHg, normal şartlarda idrar söktürücü yapman gerek ama elin gitmiyor, ya tansiyonu daha çok düşerse diyorsun, doktoruna da ulaşılamıyor, yapman gereken yazılan ilacı uygulamamak, doktor-hemşire ortaklığı hastanın en iyi tedaviyi alması için değil mi.
 Genç anne, her anne gibi yoğun kaygılar taşıyor çocuğu için, şimdi yapılacak aşılar çocuğumu otistik yapar mı diye soruyor, bu konuyu çoktan google’lamış bile, neler okumuş neler, sen de ikircikleniyorsun, ne yapmalıyım, ya yaptığım aşı sonrası çocuk otistik olursa diye korkuyorsun ama sağ kulağına sesler birikmeye başlıyor ve diyor ki, Pediatri Cemiyeti aşıları önermekte, sana da yapmak kalmakta, korkularla değil bilgilerle yol alınır.
 Karşında matür minör var, çocuk da diyebiliriz, testler yapıldı, osteosarkom tanısı koyuldu, ağrı kontrolü sağlandı, aile bilgilendirildi, çocuk odada tek başına, playstation 4 pro’da beyond two souls oyununu oynuyor, yanına yaklaştın, sana bakmadan soruyor, neyim var benim, dilinin ucunda hastalık ama aile ile birlikte söylenir matür minörlere tanı.
 Adam yaptı yapacağını, bu ilk değil, sekizinci aldatışında kaptı gonoreyi (bel soğukluğu), eşine bildirilmeli, kadına bulaştırabilir, söylemeyelim diyor, anlamasını istemiyor, hasta ile yakın arkadaşsın, hafta sonu gladyatörlüğü (hafta içi zerrece spor yapmayıp hafta sonları halı sahada aşil tendonlarını koparanlara denir) yapıyorsunuz, arkadaşlık bir yere kadar, sosyal sorumluluk devrede diyorsun, sağlık bakanlığına bildiriyorsun.
 Yirmi paket yıl sigara sayısını dün doldurdu, şu andan itibaren kanser adayı, bir şeyler söylenmeli, şunlar değil ama, kanser olacaksın, sağlığını bozana para verme, nikotin bandı kullan veya elektronik sigara tercih et, hayır, hiçbiri değil, etkilemediği belli, açık uçlu sorular sormalısın ve hiç sigarayı bırakmayı düşündün mü diyerek karar sondajı yapmalısın.
 Apartmandan atladı, intiharı planladı, pelvik çemberi kırdı, evre 3 hemorajik şok ile monitörize edildi, beni kurtarmayın diyor, ama ağrımı kesebilirsinizi ekliyor, sen hastanın kararını dinlemeli miyim acaba diye düşünürken Özgür Karadeniz ameliyat hazırlıklarına başlıyor, hastaya 0Rh(-) kan istiyor, intihar edenin gerçeği sorgulama yetisi kaybolmuş bir kere, kendi hayatı için karar alma hakkını kaybetti bile.
Etiğin Temel Prensipleri

Otonomi Hastanın kararına saygı göster
Fayda Herkes için tedavi sorumluluğun var (resüsitasyon, aşılama, eğitim ve danışmanlık)
Zarar vermemek Etkisiz veya zarar veren tedaviden kaçın
Adalet Farklı kişilerdeki aynı hastalığı aynı ilaçla tedavi et

 

 Acilin Ahlak Sorunları

 Polis kulağından çekmiş getiriyor hastayı, alkol kokusu acile sızıyor, trafik kazasına karışmış ama tıbbi yakınması bulunmuyor. Polis, kandaki alkol sayısını istiyor, sen de enjektör ile damara yöneliyorsun, hasta, bir dakika ya, napıyorsunuz siz, gram kanımı alamazsınız ben istemeden diyor, sen de hastadan onam almadan kanı alamam diyorsun ancak yasalar bölgeden bölgeye değişir, Türkiye için geçerli olmamakta bu durum, o kan alınacak. Eckert olayından bahsetmeme izin verin. Polis, Eckert’ten şüphelenir, adam uyuşturucu saklıyor der, ilk doktor muayeneyi reddeder, ikinci ise kolonoskopiye kadar götürür olayı. Eckert hakkını arar, 1.6 milyon dolar kazanır.
 Don Juan yine mononükleozlu (öpücük hastalığı), dalağı büyüdü, spor yapamaz oldu. Yarın da sırıkla atlama yarışmasına katılması gerekiyor, bir yıldır bu yarışa hazırlanıyor, sen de doktorusun ve diyorsun ki, en az üç hafta spor yasak sana Juan, dalağı kanatabilirsin, kanamadan ölebilirsin, o da, bırak bu lafları doktor, seninle benim aramda bu bilgi, kimseye söylemezsin olur biter diyor, antrenörü aradın bile.
 Danimarkalı, bulantısı olduğunu söylüyor, yanında da çocuğu, hafifcene Türkçe biliyor çocuk, konuşmaya başlıyorsunuz, arada el hareketleri ile anlaşmaya çalışıyorsunuz, kimse bir şey anlamadı, neyse diyorsun, muayene edeyim bari, nasıl olsa esas olan fizik muayene diyorsun ama öyle değil işte, işler sarpa sararsa neden çevirmen istemedin derler, Danimarkaca öğretirler.
 Eninde sonunda hallettin, Dorsia restoranına rezervasyon yaptırdın, ohh, kimler var kimler burada, bakın yan koltukta Eddie Murphy, sol arkada Spinoza, girişte sıra bekleyen Brad Pitt, en arkalarda kahkaha atan Tim Burton. Sen de keyifle yiyorsun yemeğini, bir anda Spinoza’yı yerde görüyorsun, solunum, nabzı yok adamın, kolları sıvayıp kalp masajına başlıyorsun, hızla devam ediyorsun, Angelina Jolie Brad Pitt’in yanından hışımla geçip (yüzüne bile bakmıyor) peçetesi ile senin terlemiş alnını siliyor, tüm müdahalelere rağmen hasta öldü. Eddie Murphy, doktor bey sizi şikayet edicem, 30:2 oranını tutturamadınız diyor, sen ise bu kabahet olamaz, ben acil doktoru değil, aile hekimiyim, Good Samaritan yasası beni koruyor, burada önemli olan doğru yere etkin bastırmak diyorsun.
 Beş yaşında çocuk, her tarafı morluklar içinde, bazıları genç, bazıları yaşlı yaraların, babası yanında, öyle üzgün gözüküyor ki, az kalsın ağlayacak, çocuğuna cici laflar ediyor, elinden tutuyor, çocuk korku ile dolu, babasının yüzüne bakamıyor, ne olmuş efendim, merdivenden düşmüş, merdiveni merak ediyorsun, suç, şüphe ve bulaşıcı hastalık, işte bildirmen gereken üçlü.
Platin Baskı Okuyucu Tepkileri

 Kardiyoloji servisinde intörnsün, öyle huzurlu bir gece ki, sessiz sedasız, kimsenin koroneri tıkanmıyor, ana damarı yırtılmıyor, dinlenme odasında biraz masa tenisi oynuyor, sonra uyuklamaya başlıyorsun, sabaha karşı telefonun çalıyor, hemşire, 106342’nin göğüs ağrısı var diyor, sen de morfin verelim, geçmezse bana haber verin diyorsun, ağrı geçiyor, sabah EKG çekiliyor, kalp krizi saptanıyor, bu durumdan hemşiremiz değil, intörn doktorumuz ve hastanın doktoru sorumlu olmakta.

İnsanların doğruyu yanlıştan ayırt etme güçlerini ve manevi dayanıklılıklarını yükseltmek, olağanüstü önem taşımaktadır. Doğruyu yanlıştan ayırt etme gücü ve manevi dayanıklılığı zayıflamış olan kişi, bu savaşta bir atımlık barutu bile kalmamacasına yitip gider

Xin Hua Wenzhai

 Hiperlipidemi üzerine altı tane saygın çalışman var, hani bir çalışma daha yapsan yağ konusunda bilirkişi olacan, ilaç firması kaçırır mı senin gibi doktoru, yemeğe çıkartıyor, Nusret kendi elleri ile tuzu döküyor etin üstüne, ilaç satıcısı sana üç yüz kutu kan yağı düşürücü hediye etmek istiyor. Nakit para, ilaç istemem, yemek ise tanıtımın parçası.
 Otuz yaşında Hintli, akut lösemi tanısı aldı, durumu anlatıyorsun, negatif ve pozitif süreçleri tanımlıyorsun, o ise ülkeme dönüp geleneksel tedavileri denemek istiyorum, kapitalist çarkların tedavi başlığı altında kanımı emmesini istemiyorum diyor, sen, ikisini de deneyin efendim diyorsun, kan emmenin mevzu bahis olmadığını, literatürdeki başarı öykülerini anlatıyorsun, geleneksel tedavi fikrine saygı göstererek.
 Karnından vurulmuş, bilinci kapalı, ölümüne kanıyor, tansiyonu 70/0 mmHg ölçülüyor, üzerindeki tişörtde ben Yehova Şahidiyim, bana kan verme yazıyor, ne yapayım, ne yapayım derken hanımı kapıda gözüküyor, evet, bizim inanışlarımıza göre kan nakli ayıp, yasak diyor, sen ne mi yapıyorsun, tabii ki kırmızı küreleri naklediyorsun hastanın damarına, belki gelen karısı değil, belki eşi adamın ölmesini istiyor, belki vuran giydirdi adama o tişörtü.
  A ile Mabel Matiz konserindesiniz, fuar dolmuş taşıyor, gece Eko Pub’da başladı, sonraki yutkunmalar konser alanına sarktı, etraf insan kaynıyor, ikiniz de yarın nöbetçisiniz, A ne bulduysa içiyor, alkollü sıvılar bunlar, içtikçe içiyor, hiç durmayacak gibi, sen de A’nin amirisin, ayık kalmayı tercih ediyorsun, o ise inadına, sünger gibi, yarın oldu, güneş doğdu, A karşında, intoksikasyondan eser yok, ayık, bilinçli, özel hayata zaten karışamazsın ama son organ hasarı yapmayan C2H5OH’dan kimse sorumlu olmamakta, bırak içsin.
 Eşini üç ay önce trafik kazasında kaybetti, kadın adamın yanında yolcu idi, kendini boş, anlamsız ve değersiz hissediyor, hiç bir şeyden zevk almıyor, bazen nedensiz ağlamaları oluyor, bazen de ölü eşinin sesini duyuyor, acile başvuran bu hasta için endişelerle dolusun, kendine zarar verebilir mi, psikiyatri konsültasyonu gerekir mi diye düşünüyorsun, yas reaksiyonu ile depresyonu birbirine karıştırma, acı kaşık kaşık tüketilsin ki bitsin.
 Yetmiş yaşında, arabası ile acile başvurdu, bu sefer acilin duvarını yıktı, arabanın camını açıp sana selam veriyor, glokom hastası, daha önceki başvurularından biliyorsun, giderek kötüye giden görme bozukluğunu tedavi etmedin, motorlu taşıtlar birimine hastayı bildirmedin, acilin duvarının yıkılmasından sen sorumlusun.
 
Kaynak
aciltıp.com/Acilin Sorunları Serisi 18(7)-21(8);2017
 

Dr Çağdaş Can, Merkezefendi Devlet Hastanesi, Acil Tıp, Manisa


 
 

Cevap verin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.